28 Nisan 2011 Perşembe

Dostlarla geçirilen iyi vakit gibisi yok moruk... Bunu her seferinde daha iyi hissediyorsun. O yüzden artık gece gündüz demeden kendini dışarı atan, evden uzaklaşan insanları daha iyi anlıyorum abartanlar hariç.

Ve gündemden bazı konular..

Twitter Olayı

Geçen gece Nevizade'de arkadaşın orta halli bir alkol sonrası öve öve bitiremediği twitter'da buldum kendimi. An be an kayıt modunda olmak yerine iletişimde olduğun insanların anlarına şahit olmak çok fena değil gibi duruyor bakalım.



Blogspot.com'a Uygulanan Yasağın Kalkması

Karartamadılar. Usule aykırı yayın yapan bloglara karşı önlem almak yerine topyekün siteye engelleme uygulayanların zekasına sövme sonrasında tadını çıkardığım mutluluk haberimdir kendileri. Yeni yılın ilk postunda iyi geldi..



İzmir Aşkı Depreşti Yine

Herkes bilir ki, son yıllarda bir İzmir aşkı almış beni gidiyor. İzlemediğim belgeseli, okumadığım dip bucak bilgisi kalmamıştır. 4 Milyon kadar nüfusu, tek bir Allah'ın kulunun yermediği nezih insanı, güzelliği, iki üniversite ve getirdiği genç 'potansiyel' ile İzmir; 15-18 Milyon (belki daha az belki daha fazla) nüfusu, kirli havası, hayatınızın 1/3'ünün geçtiği çetrefilli trafiği ve nice bıkkınlık veren özellikleriyle İstanbul'u çoktan geride bıraktı.

Ya havalar düzeldiğinde ilk fırsatta ya da yaz başı gibi sırt çantamı kapıp yollara düşücem yine.. Yetti bu ayrılık.. İzmir İzmir İzmir!!!!!

2011'in Hatırlattığı: Kötü Tecrübe Yoktur.

Yeniden İzlenesi Bir Film: The Punisher.

(background music: These Streets - Paolo Nutini)