21 Mayıs 2009 Perşembe

Time

"İnsanlar ikiye ayrılır. Bazılarına bir gerçek sunulur ve onlar hayatlarının geri kalanını bu gerçekle sürdürürler. Ya diğerleri?! Onlar gerçeğe müdahale eder; yeniden bir gerçek yaratırlar!"
Bu sözleri ilk duyduğumdan bu yana sanıyorum altı yıl geçti; ama bendeki etkisi hep tazeydi. Bugün çok şeye "keşke" değil de "iyi ki" diyebiliyorsam, bu ve buna benzer birçok öğretinin bende yarattığı etkinin payı büyüktür. Farkettim de çok nadir 'ben' diye yazdığım yazımdan biri olma yolunda emin adımlarla ilerleyen bir yazı bu. Cevdet Hoca diye anılan; sohbetini, bilgilerini ibretle ve pürdikkat dinlediğimiz bir hocamız vardı. Bize yıllar evvel şöyle demişti; "Hayatta siz varsanız her şey güzel ve var, siz yoksanız hiçbir şey yok!.. Size bencil olun demiyorum; ancak siz varsanız anneniz, babanız, sevdikleriniz var; siz yoksanız hiçbir şey/hiç kimse yok!" derdi. Bu, bizim karşılaştığımız olaylar karşısında, arka plana olan ilgimizi uyandıran, meselelere farklı yönden bakmamızı sağlayan ilk kıvılcımlardan biri oldu. Hayata bir kez geleceğini düşünen -ve sanırım bunda haklı olan- bizler, dünü unutmamalı, bugünü kaçırmamalı ve yarını ihmal etmemeliyiz. Ben dünü unutmuyorum, iyi hatırlıyorum. Bu sayede bugünün tadını çıkarıp yarını planlamadan sadece öngörüyorum. Haklı olduğum pek zaman varsa da, yanıldığım günler de olmuştur, olacaktır. Ancak şunu biliyorum; 'anı yaşa' felsefesinin yarattığı kısa zaman dilimine kendini hapsetmiş bir mutluluktansa ileride kazanmayı ve kaybetmemeyi istediğim mutluluk için büyük sabırla bekler ve mevcut güzellikteki hayatıma devam ederim.. ta ki tüm kapılar kapanana dek. Her halukarda güzel bir yarın benim ve sizin olacaktır.



hepinize iyi bir hafta diliyorum..



"Önyargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur."


Albert Einstein

6 Mayıs 2009 Çarşamba

take off

En sevdiğim renk, en sevdiğim nota ol; zor zamanımda yanımda ve paylaşanım ol. Çalmayı ve söylemeyi en sevdiğim parçam ol; gitarım kadar yakınım ol. Eşlik et bana izlediğim başucu filmlerimde, seyrettiğim manzaramda, gezdiğim İstanbul sokaklarında, oturduğum bir salaş meyhanede, etkilendiğim bir hikayeyi anlattığım an'ımda, deklanşöre bastığım her karemde. Susma konuş; nasılsa bilirim boş konuşmayacağını. Ufkumu genişlet, anlat bana bildiğin her hakikati tatlı ya da acı gelen sana; ben dinlerim aklın almayacağı derin bir sabırla. Derin? Hiç bu kadar içimi ürperten bir ansiklopedi olmamıştı; hep hedeflediğim, ulaşamadığım bir duygu olmuştu bugün hissettiğim. Ulaştım; ama bilirim dahası hep vardır. Sevmem böyle açık oynamayı ama etten kemikten bir adamım, mantığımı dinlemeyi iyi bilirim; açık olmam gereken vakti de. Tavlayı da severim ama oyundur; satranç ise gerçek bir hayat. Her hamlem, her hamlen bir sonrakini getirdi; bugünü getirdi. Bir yarın olacak ya da olmayacak; ama beklediğim o gün yaklaştı sanki...

Hatırlatma: http://soldansay.blogspot.com/2009/04/deklarasyon.html

(background music: The Last Of The Mohicans Soundtrack)