28 Ekim 2008 Salı

eve dönüş

Uzun bir aradan sonra burada olmak güzel; çok güzel.. "Ev"e biraz boya badana yaptım, sanırım iyi oldu. Yalnız gelir gelmez Blogger ve Blogspot'un kapandığını (daha doğrusu kapatıldığını) gördüğümde "yuh la dedim".. Bu tepkinin nedeni, tedbir olayını hala idrak edememiş olmamızdı.. Önce kesin yine iktidar karşıtı söylemlerin sonunda "fevri ve eleştiri kaldıramayan iktidar"ın parmağı vardır dedim ama digiturk'ten gelmiş talep.. Aslında bu olay Türkiye'deki uygulama eksikliklerinin ve hatalarının "deniz feneri" gibiydi. Çünkü her seferinde olduğu gibi görüldü ki, yasaklar yerine tedbirler alınmalıydı; görüldü ki, her şeye rağmen o sitelere giriş tekrar yapılacaktı, görüldü ki, bu kapatmalara neden olayları yapanların yanında özgür düşünceyi yayma amacındaki diğer blogger'ların da bileti kesildi(!) ve kurunun yanında yaş, bir kez daha yandı.


Biz ülkece bir şeyleri yanlış yapıyoruz.. Hukukun üstünlüğünü tartışanlar, yeri geldiğinde "kendi hakkını da muhafaza ettiğini gördüğü" hukuka sarılıyorlar. Sarılsınlar. Öyle de olmalı, sarılsınlar ama bırakmasınlar. Demokrasi çığırtkanlığı yapanların kendileriyle çeliştiği sadece "bir" nokta bu. Dahasına sanırım bu sayfa yetmeyecektir. Ama artık çok konuşacağız!




Şu Global Mali Kriz.. 1929 Büyük Buhran'a benzetiyorlar. Hatta daha ileri giderek "kriz değil afet" diyorlar. Haklılar. 1929'da WallStreet'te ne olduğunu hatırlayalım: her şey bir panikle başlamıştı. Hisse senelerinin birden değer kaybetmesi ve bu 'kağıtların' elden çıkarılması ile Kara Perşembe gelmişti. Şimdi de bir domino etkisi var. Bu kriz çığırtkanlığı değil ama "hamdolsun bu kriz bizi etkilemez, teğet geçer" demekten iyidir. Tevekkül'ü iyi anlamak gerekir, abartmak değil.



Bu önemli bir gelişme. Biz tabi, bu yukarıda saydığım tüm bilgileri biliyoruz zaten. Ama hatırlamamız gereken, bu ekonomik olaydan (1929) sonraki dönemde, 1930'lu yıllarda devletlerin başına dikta yönetimlerin geçtiği (İtalya'da Faşizm - Mussolini Dönemi, Almanya'da Nazizm - Hitler Dönemi) ve birkaç yıl sonra (1939'da) II. Dünya Savaşı'nın yaşandığı ve 60-100 milyon insanın öldüğüdür. Adımlar aklı selim olmalı ve A.B.D.'nin yıllardır yürüttüğü Tek Kutuplu Sistem yerine uluslararası işbirliğini öne çıkaran, yeterli milli çıkarlardan fazlasına göz dikilmediği (mümkün mü acaba) bir sistemin kurulması gerektiği artık anlaşılmalı. Hippiler, Greenpeace üyeleri ya da diğer "gönlü kompleks ve hırstan arınmış" insanların gözünden biraz olsun bakılabilse bu iş; kuraklığın, su kaynaklarındaki tükenmenin, yaşanan Global Krizlerin yaşandığı bu ortamda bile çözülebilir. (bkz: polyanna)





yaşamak güzel...!

23 Ekim 2008 Perşembe



Çok Yakında.....