12 Temmuz 2008 Cumartesi

Sigara İçmeyin!

Sigaranın içinde 4.000 farklı zehirli madde var.*

*Bu maddelerden bazılarını şu şekilde sıralamak mümkündür;

Nikotin ve alkaloidler: Küçük dozda uyarıcı, yüksek dozda felç edici etki gösteren, aynı zamanda bağımlılık yapan bir maddedir. Solunumu ve kalbi hızlandırır, çarpıntılara neden olur.

Katran: İçerisinde çok sayıda kanser yapıcı madde vardır.

Nitrozaminler: Kanser yapıcıdır.

Arsenik: Kanser yapıcı ve ani ölümlere sebep olan çok kuvvetli zehirdir.

Polonium-209-210: Radyasyon yayması nedeniyle kanser yapıcı özelliği mevcuttur. Ayrıca vücut direncini düşürür ve hastalıklara meyili arttırır.

Kükürt: Kanser yapıcıdır. Sigara dumanının koyu rengini verir.

Karbonmonoksit: Karbonmonoksit zehirlenmelerine sebep olabilir. Kandaki oksijen miktarının azlığına bağlı olarak kansızlık belirtileri ortaya çıkarır. Kişilerde nefes darlığı, iştahsızlık, sinirlilik ve ellerde titreme gibi bulgular görülür.

Karbondioksit: Sigara içenlerin kanında içmeyenlere göre 2-15 kat daha fazladır Nefes darlığı bulgularını ortaya çıkarır.

Siyanhidrik asit: Dünyadaki kan zehirlerinin en şiddetlisidir.

Bu işin en bilindik ama gözardı edilen kısmı, bir de mantık kısmı var.. Ya bu meletin ne gibi bir faydası var bunca zararına karşılık? Yok! İçenlere (tiryaki olması şart değil, özenti sünepe de olsa aynı cevabı veriyorlar bir bilge edasıyla) sorduğumda "en başya stresi alıyor baba" diyorlar. Yok ya! Bu senin psikolojik manyaklığın olmasın babasının yavrusu? Bunun bilimsel tek açıklaması sanırım senin buna kendini inandırman olacaktır ki bunu yerine içmediğinde daha sağlıklı bir bünyeye ve vücuda sahip olacağın; ömrünün kısalmayacağı, hastalıklara karşı daha dirençli olacağına inanman daha iyi olmaz mıydı?

Ama iyi sıkıcıdır, eğlenceli olan tehlikeli olandır ha? Yok öyle değil o olay; ama sen yolunda devam et içici arkadaşım yeter ki beni zehirleme!

Bu yazı kimseye değil, herkese yazılmıştır!

5 Temmuz 2008 Cumartesi

Bıktım sizden ama yahu

Kardeşim yeter yeter! Ne bu yaa, her önemli tenis turnuvası finalinde sizi izlemek zorunda mıyım ben ya?! Neden böyle söylediğimi anlamak için son 8 yılın Wimbledon şampiyonlarını hatırlamak gerekir:

2008 Venus Williams
2007 Venus Williams
2006 Amélie Mauresmo
2005 Venus Williams
2004 Maria Sharapova
2003 Serena Williams
2002 Serena Williams
2001 Venus Williams
2000 Venus Williams

Tamam başarıdır, tebrikler höt pöt ama artık Formula 1'deki M. Schumacher olayına döndü ve kabak tadı verdi. Ben bir tenissever (bitişik yazınca uçaksavar gibi oldu farkındayım) olarak her yıl "acaba bu sene hangi Williams kazanacak" diye düşünmek zorunda değilim ki kardeşim. (not: ortaokul itibariyle Wimbledon dahil çoğu turnuvayı olabildiğince takip etmeye çalışan soldansay'ın en sevdiği raket erkeklerde "Wonderkid" olarak tabir edilen isimler arasında olan Andre Agassi ve bayanlarda Martina Hingis olmuştur).


Mesela tek erkeklerde Roger Federer de aynı şekilde ama Rafael Nadal'la arasındaki af buyurun sidik yarışı beni mutlu edebiliyor. Sanırım benim Williams'lardan bıkmamın nedeni kardeş olmaları. Finallerin adı değişik olsun ki bari her finalde ikinizi izlemek zorunda kalmayalım. Sözünü ettiğim yıllar içinde Wimbledon, Amerika Açık, Fransa Açık ve Avustralya Açık olmak üzere neredeyse tüm finallerde sizi izlemek zorunda kaldım, bazılarını izlemedim bile. Hayır yaşınız da genç kardeşim, biri 1980'li biri 1981'li; bi toz olun be!

2 Temmuz 2008 Çarşamba

Banu('ya) Güven!

Hayatta en soğuk bulduğum ve sevmediğim kadın ismi varsa Banu'dur. Ama biri var ki o bu düşüncemi yıllar var ki alt üst etti. Saygı duyduğum bir insandır kendileri.. Kadınlar için Saywer neyse, erkekler için Banu Güven odur! Ama tek farkı Banu Güven ömürlüktür.. Neyse konumuza dönelim.. Şahsımı tanıyanlar bilir, en iyi haber spikeri/sunucusu/osu busu Banu Güven'dir benim için.. Hadi güzelliğini bir yana bırakalım, objektif olarak da ablamın diksiyonu, konuya hakimiyeti ve anlatımı süperdir.. Onu NTV'de gördüğümde "Ba-nu Gü-ven Ba-nu Gü-ven Ba-nu Gü-ven!!" diye tempo tutmam da bundandır, saygı.. Ve bugün Vatan gazetesinde okuduğum bir haberde bu vasıflarının yanında ondan çok daha büyük şeyler beklemek gerektiğini anladım.

atv'nin Mehmet Barlas'a yıllık 300 Bin YTL olmak üzere 3 yıllık anlaşmaya vardığı ancak aradığını -kesinlikle!- bulamadığı malumumuz. Bunun üzerine Banu Güven'e teklif götüren atv'nin aldığı cevap ona yakışıyordu:

“atv eski atv olsa, teklifi kabul ederdim ama kanal sahip değiştirdi. Kanalın yeni patronla birlikte yayın çizgisinin değişeceği yönünde yaygın bir kanaat var kamuoyunda... atv eski çizgisinde mi kalacak, yoksa yeni bir yola mı sapacak belli olmadan böyle bir teklife evet diyemem.”

Yani bu değerli insan her şeyin para olmadığı, idealist dünyasında yaşayıp bunun üstüne mutlu da olabiliyor sevdiği işi, sevdiği ve inandığı yerde yaparak. Bir ara Nisan 2001'de Ali Kırca atv'den 100 Bin dolar isteyince aradığını star'da bulmuştu ama para için bunu yapması yine tepki çekmişti tanıdığım insanlarca da..

Velhasılı azizim bu ablayı her yönüyle alkışlıyorum başka da bi'şey demiyorum! (bkz: alkış sesi)