31 Ocak 2008 Perşembe

canım dişimde

Ne yapın edin dişinize iyi bakın olm.. En büyük acı böbrek taşı ağrısı/sancısı derler; çok şükür onu tatmadık ama diş ağrısı en büyük sızım oldu şu ruhuma ev sahipliği yapan vücudumda.. Biri daha çekilcekmiş iltihabı bittikten sonra, umarım son cenaze olur bu. Genç yaşımda epey kan kaybettim.

24 Ocak 2008 Perşembe

bu halde olsaydı mehter

Mehter Marşı, dünyanın en eski askeri bandosudur. Türkler milattan önce orduda takım halinde müzik aletleri çaldırırlardı. İlk yazılı Türk belgesi Göktürk kitabelerinde mehterin atası olan tuğ takımlarından bahseder.
11. Yüzyılda Kaşgarlı Mahmud'un yazdığı Divan-ı Lügat-it Türk, Hakan'ın huzurunda nevbet vurulduğunu anlatır.

Türklerin bunu bir devlet geleneği olarak 12 asırdır sürdürdüğünü ve Isık gölü kenarında kurulan ilk Türk devletinden, tarihte 16 Türk devleti olarak geçen bütün Türk devletlerine egemenlik sembolü olarak verildiğini, bugüne kadar yaşatılan bir gelenek olduğunu gösterir.
Mehter, Türklerin diğer dünya milletlerinden anlam, önem ve müzik yönünden tamamen ayrı özelliklere sahip bir müzik topluluğudur.


Mehteri hürmeten ayakta dinleyen Osman Gazi, imparatorluğun ve mehter geleneğinin gelişmesinin temellerini atmıştır. Ayakta dinleme adeti Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethine kadar devam etmiş, İstanbul'un fethinfden sonra Osmanlı imparatorluğunun yeniden yapılanması ile konumunu değiştirmiştir.

Mehter müziğinin en önemli yeri savaş alanlarıdır. Kale kuşatmalarında , meydan muharebelerinde , deniz savaşlarında mehterlerin önemi çok büyüktür. Mohaç Meydan Muharebesi'nde mehterin 500 kös ile yer aldığı , Çaldıran seferinde 300 kösün bulunduğu bilinmektedir. İstanbul'un fethinde 270 zurna, 150 boru, 300 davulun olduğu ve sayısız kösün dövüldüğü anlatılmaktadır (Kös: Savaşlarda, alaylarda at, deve veya araba üzerinde taşınan ve işaret vermek için kullanılan büyük davul). Türklere moral gücü şevk ve enerji veren bu müzik düşmanı bezdirir ve moralini bozardı. Barış zamanı hükümdarın sesi olarak belli zamanlarda nevbet vurur halkın moralini yükseltirdi.

Ve ben diyorum ki; eğer Mehter Marşı Pentagram'ın cover'ladığı bu şekliyle çalınsaydı o zamanlar ve geri vokal'deki o ses, o yüzlerce insandan oluşan Mehteran tarafından söylenilseydi, Osmanlı 3 kıtayı değil, 7 kıtayı birden fethederdi! :D

18 Ocak 2008 Cuma

geliyor..

Üniversiteyi bitirmeye yüztutmuş biri olarak sadece ülkemin geleceği ve yeni öğrenciler için üzülüyorum. Peki neden? Olayı çok yönlü ele almak gerekir; birincisi türban'a karşı çıkanlar neden karşı çıkıyor buna bakmak gerekir; destekleyenlerin ne istedikleri zaten malumumuz.. Karşı çıkanların genel argümanı şu: Türban'ın ya da herhangi başka bir siyasi ya da ideolojik olgunun üniversitelerden uzak tutulması gerektiği, bunun aksi olduğunda, türban üniversiteye girdiğinde laikliğin elden gideceği yönünde.. Ama bunu savunanlar da ikiye bölünmüş durumda; kimi 'Bırakın girsinler, yasakladıkça siyasi simgeye dönüyor asıl' diyor; kimi 'Asla girmemeli, siyasi ve ideolojik simgelerin bilimsel çalışmalar yapılan üniversitelerde yeri yoktur' diyor.. Bugüne dönersek.. Bir formül bulunmuştu: türbanın üzerine peruk takmak şartıyla okula girebiliyorlardı. Ancak onda da bir garip durum vardı, bir garip duruyordu; garipliği de geçtim bazıları peruğu biraz daha geri çekip türbanını 'resmen' gösterir olmuştu ve benim aklıma hep bir soru gelirdi: "Onlar mı çok akıllı, yoksa bizi mi kör ya da salak sanıyorlar? Kimi aptal yerine koyuyorlar, bizi mi kendilerini mi?".

Ben kimse türban, başörtüsü, vs takmasın demiyorum yanlış anlaşılmasın. Benim de çoğu insanın olduğu gibi başörtüsü takan büyüklerim olmuştur. İşte mesele de burda zaten, başa takılan dini amaçlı başörtüsü mü, siyasi amaçlı türban mı? Eskiden solcular İstanbul Üniversitesi'nde Beyazıt Meydanı'nda gösteri yaptılar mı, kendi ideolojilerini haykırdılar mı polisin ağır müdahaleleriyle karşılaşırlardı.. Geçen tv'de izledim, aynı yerde türbanlılar pankart ve dövizlerle çıkmışlar meydana slogan atıyorlar.. Ve çevrelerinde onlarca polis.. Neden? Onlara müdahale etmek için mi, onlara yapılabilecek olası bir müdahaleyi önlemek için mi? Onlara müdahale etmediler. Öyle ya, Türban yüzünden ülkesini AİHM'e dava eden bir First Lady'miz var, hükümetimiz zaten din yanlısı bilmeyen yok, bunların varlığı ile ileride daha yükselecek seslerine şimdiden alışmalıyız(!) değil mi?! Görürsem söylerim. Esaslı bir icraatını görmediğim muhalefetim de kendince karşı çıkıyor olanlara, ama yetmiyor. Zaten onlar da olmasa hepten yanmışız.. Ama yine de 22 Temmuz'da bu hükümeti bir daha başa getiren bu insanlardı değil mi? Ya da koli koli evine kömür, yiyecek götüren eli mahkum canım insanım! Aziz (Nesin) Abi geliyor aklıma.. Ahh be abim az demişsin sen.. Seni de yakamadılar Madımak'ta; zaten ne kadar işe yarar adam varsa asıp yakmadılar mı? Sen rahat uyu, elbet rejime de ülkesine de sahip çıkacak evlatları vardır bu memleketimin.. Saygı duyarız; ama bir kişi veya gruba alet olmadıysa. Vel'hasılı; geliyor.. Evinden, dini amacından saptı; siyasetiyle geliyor.
Çok mu dokundu? Pardon.

13 Ocak 2008 Pazar

Nathalie Cardone - Che Guevara

İçimden geldi birden.. Hey gidi günler be Dünya, neydin n'ooldun!

12 Ocak 2008 Cumartesi

iyi ki doğdun! :)

Bugün minik(!) kardeşimin[Burak] 17. doğum günü; heepiii börrrtt deeeeeeeey tuuuuuuu yuuuuuuuu! tarzı bi' kutlama değilse de canım kardeşimin varoluşunun kutlandığı (yeni gelen yaşın değil bence) bu güzel günde blogcuğumda ona yer vermek istedim:)) Bazen beni sinir etse de (abi olan anlar) iyi ki var ama yaw; hakkaten her eve lazım türünde bi' insandır kendileri; umarım karnesinde zayıf not getirmez de istediği pc'ye kavuşur, yoksa avucunu yalayacak gibi.. :D Özetle, iyi ki varsın la! :))

4 Ocak 2008 Cuma

finaller bitti; gelsin 1 ay tatil :))

Öncelikle yazıma şu yılbaşı felaketiyle başlamak istiyorum. Hayır hayır, çok iyiydi yılbaşı; arkadaşlarımla süper bi gece geçirdik; ayrıca menü de harika ötesi bi'şeydi üstadım! :D Felaket ise; benim tüm blog alemine yılbaşı hediyesi olarak vereceğim klip'ti.. Amaaaa öyle bildiğiniz kliplerden değil; harbi gülmekten yaran bir yawrucaqtı kahramanımız; ama sanırım o klibin yayınlanmasında sorun yaşanıyor; geri sayıma 2 dk. kala bile onla uğraştım ama başaramadım sayın blog alemi:/ neyse canımız sağolsun diyor ve size o klibi takdim ediyorum.. [sonuna kadar izlenmesi tercih edilir, en son saniyede yüz ifadesine de ayrıca dikkat! unutamayacaksınız!] :D fıkır fıkır çifte teeeeeelllliiii! [ne dediğimi klibi izleyince anlıcaksınız!] :D

Finaller bitti; ve bu sefer delip değil gelip geçti :)) iyi sayılabilecek notlarla kazasız belasız kurtuldum ama en önemlisi 4.ye aldığım bela bir ders vardı: Siyasal Düşünceler Tarihi. Ondan geçtim nihayet! :P Buralardan birazcıq(!) ayrı kaldığımı biliyorum; ve bunun icabına bakıcam (bu gönderme sana triancula! :P) Hepinize sınavlarınızda başarılar; ünv.de olsa, öss de olsa hepsi kol gibi olabiliyor, iyi dileğe ihtiyaç hep vardır! :D