2 Ekim 2007 Salı

Uçurtma

Ne kadar zaman oldu uçurtma uçurmayalı, hayatın getirdiği sıkıntılarla ve güzelliklerle uğraşırken, yaşarken uzaklaştığımız; olgunluğun ve yetişkin hayatın bizden çaldığı zamanlarda vakit ayırmadığımız, insana çocukluğunu hatırlatan ama yaşı olmayan o güzel uçurtma.. Küçüklüğümüzde bize devasa gelen; ama mantıklı baktığımızda da yadsınamayacak büyüklükte bir ara bahçemiz vardı; içinde erik, ayva, incir ağaçlarının olduğu; hatta ailemin mısır, domates, dolmalık biber bile ektiği o büyük bahçe.. Çocukken arkadaşlarla yaptığımız piknikleri hatırlamaya çalışırsam bugüne lanet edebilirim :P Orta büyüklükte bir örtü sererdik toprağa; tüm arkadaşlar ayakkabılarımızdan kurtulur örtünün içerisine otururduk; sanki tüm dünya, o örtünün sınırları kadardı bizim için.. Dışarı çıkan ya karıncaların istilasına uğrayacaktı, ya da 'biz'den kopacaktı, komik ama çok tatlıydı.. :P Uçurtmalarımızı kah beraber yaptığımız olmuştur; kah evde annemiz-babamızla.. Ama şu bir gerçek ki; hayatta da olduğu gibi, uçurtmada dengeyi sağlamak çok zordu.. Hani şu uçurtmanın tam ortasından geçirilen ipin dengesi, uçurtmanın dengeli uçmasını sağlayan o ip.. O zamanlarda da denge, bizim elimizdeymiş; tıpkı şimdilerde de olduğu gibi! (: Hep özleriz çocukluğumuzu.. -kimi insanlar bunu olgunlaşamamak olduğunu söyleyip kendileri de özlese de-.. Aklıma gelenler arasında ALF, Kara Şimşek, Tusubasa, Süper Baba gibi diziler; eski Tombi, Leblebi Tozu, Sulugöz (sakız - ekşimsi olsa da gözlerimi hiç yaşartamadı - hala var) ve şimdi aklıma gelmeyen birçok tat.. Güzeldi, yaşlı insanların "nerede o eski İstanbul" demeleri gibi birşey sanırım bu da.. Ama üzülmeden, yüz gülümseten bir özlemle anmak o güzel günleri, o güzel uçurtmayı..

3 yorum:

_triancula_ dedi ki...

sulugöz.tombi. hele o tombi yok mu. her daim favorimdi benim o (:

büyüyoruz,kabul etmek istemesek bile. tuhaf geliyor di mi yaşanmışlıklar, sanki onların daha yeni farkına varıyoruz, bilinçsizliğimizi keşfediyoruz. bu yüzden bu kadar özel geliyor tüm imgeler, geçmişten kopup gelmeler...

sanki "bi zamanlar bi uçurtma vardı ama değerini bilemedin, şimdi anlıyorsun değerimi" der gibiler herbiri (:

soldansay dedi ki...

[]_triancula_: yine bilirdik de değerlerini, özlerken insan "daha çok değer verebilir miydim la?" ya da "değerini daha az hissediyormuşuz o anların sarhoşluğunda" diyebiliyor.. (: İnsanlar arası ilişkilerde ise; verdiğim ölçüde "değer ve ilgi" görebildim mi, diyebiliyor insan.. Oldu geçti; ama bazen de gelip geçti mi, delip geçti mi, o önemli triancula'm.. (:

_triancula_ dedi ki...

evet.arayıp da bulamadığım, karyola'nın altına saklanmış tabirdi "an sarhoşluğu" (: işte buydu (: nedense bendekilerin çoğu gelgeçten çok delgeç oluyo ama. bu haksızlık (: