28 Eylül 2007 Cuma

Sobe 187

Sobelendiğimde "aman tanrım n'oluo lan, ne sobesi ben bişey yapmadım!" diye bi panik yaptıysam da bunun -amacını idrak edemememe rağmen- ne olduğunu anladım. Elinizdeki kitabın 187. sayfasını açıp sayfanın en başındaki ilk cümleyi buraya aktarıp paylaşıyorsunuz. Ama önce 187 sayfaya sahip bir kitap bulmanız gerekiyor; zira kitapların çoğu bu sayfa sayısına ulaşmadan bitirilip raflarda alıcı bulmak için beklemekte. Keza benim kitaplarım genelde tarih ve uluslararası ilişkilerle ilgili olduğu için sobeye uygun kitap bulmak için de baya bi çaba gösterdim onu da buradan belirtelim.. :P triancula bey sobelemiş bizi, görevimizi ifa edelim efendim:

"Düşündeki ses şimdi avcunda kıpır kıpırdı.."

Gizli Özne - Sadık YALSIZUÇANLAR

Triancula umutsuzdu gerçi, sobelediğinde belirtmiş; umarım bundan sonra soldansay'a güvenmek gerektiğini anlamışsınızdır efendim.. :P Herkese güzel bir gün diliyorum. (:

26 Eylül 2007 Çarşamba

Ustalara Saygı - No.1

Bundan böyle her çarşamba Ustalara Saygı Günü olacak. Bu hafta yıllanmış şaraptan da değerli, daha asil ve hayata tat katan bir grup, MFÖ bizlerle. ‘Tam Ortasındayım’, No Problem adlı albümlerindeki -bana göre- en anlamlı, en 'zamansız' şarkıdır. 'Zamansız' diyorum çünkü; -hani bazı zamanlarda, bazı ruh hallerinde (neşe-hüzün-vs) aranan şarkılar vardır- bu onlardan çok farklı, onların gerçek anlamda 'tam ortasında'! Öyle ki dinlediğinizde sizi gündelikler sıkıntılardan -malesef- kısa bi’ süreliğine de olsa alıp derin bir huzura kavuşturabilir. Hayata dair ne varsa işlenmiş metninde; hayatta sabırla her şeyin çözülebileceği, tasarlanan - hedef edinen her şeyin aslında bir yenisine giden yol olduğu, daima var olmuş ve var olan sevme-sevilme ihtiyacına ve en nihayetinde sonsuz bir 'öğrenme' eylemine yapılan vurgu.. Karşınızdakini öğrenmeye olan mecburiyetiniz, en kötü koşullarda bile yılmadan, vazgeçmeden kısır bir döngüyü andıran bu hayatta hep yeni ve yeniden karşımıza çıkan bu 'oyun'u öğrenmeye, o oyunla yaşamayı öğrenmeye olan zorunluluğumuza olan farkındalıklarını harika dile getirmiş ve notalara dökmüşler.. Umarım grup üyelerinden biri vefat etmeden konserlerine gitme ve onları canlı izleyebilme onurunu yaşayabilirim; aslında –geçen aydı sanırım- Kuruçeşme Arena’daki konserlerine 2 adet biletim vardı ama bir ‘sebep’ten dolayı gitmeyip arkadaşıma vermiştim biletleri.. (eroy iyi bilir bu biletlerin nerden geldiğini :P) Neyse deyip bi’ toparlayalım; Türkiye’nin en önemli ve köklü grubu olan, tüm şarkı söz ve müziklerini kendi üreten ve 1966’dan beri (Özkan Uğur 1970’te katılacak) Türk insanının gönlünde taht kurmuş bu güzel insanlar ve müziği karşısında saygıyla eğiliyoruz efendim.. Herkese güzel bir gün dilerim. (:

24 Eylül 2007 Pazartesi

Nerede Kalmıştık?

Evet nihayet staj bitti ve blog'a geri dönmüş bulunmaktayım. Kesintisiz soldansay'maya başlayabiliriz! :)
Staj ve sonrası
İlk gün ayaklarım geri geri gidiyordu şirkete giderken, ciddi hayatla ilk kez karşı karşıya gelmek gibi bir şeydi bu benim için. İlk günden itibaren harika ötesi bir ortamda çalışma imkanı buldum, belki de ileride yaşayacağım ofis ortamını tattım diyebilirim. O ilk günü çok iyi hatırlıyorum: 6 Ağustos 07 - Pazartesi, saat 08:55.. Şirket binasına girdim, 2. kata çıkıp 45 gün çalışacağım şirketin kapısına yavaş yavaş ilerliyordum. Sanki o an için hayat bir film karesiydi ve arka fonda o anı anlatan bir müzik olmalıydı; ama yoktu! Garip bir duygu vardı; hafif bir karın ağrısı (korku kaynaklı sanırım :P), heves ve merak dolu bir tedirginlik.. Tanışma faslından sonra bana bir masa gösterdiler; diğer ofis çalışanlarınınkinden bir tane.. Ama ilk gün beni en çok güldüren, ofisteki masa dağılımının Avrupa Yakası'ndakinin neredeyse aynı olması, hatta idari müdürün odasının -abartmıyorum- aynısı olmasıydı, hem de aralarına parmak sokulup dışarı görebildiğiniz güneşliklerle donatılmış ve köşede duruyordu, aynı Burhan Altıntop karakterinde olduğu gibi! :P Neyse bu bölümü fazla uzatmadan toparlayalım. Verimli olduğuna inandığım ve oradaki insanların da benimle aynı fikirde olduğunu düşündüğüm (100 Başarı Puanı üzerinden 100 tam puan almam bunu gösteriyor sanırım :P -bu arada ilk tam puanı alan benmişim, bunu söylediklerinde kendimi bi b.k sanmıştım :F) bir stajın ardından özlediğim okuluma ve blog'uma dönmenin sevinci içindeyim daa ne diim.. :)
Blog'a ve okula dönüş
1 yıl kayıpla da olsa bir üst sınıfa geçmenin huzurunu hissetmek harika bir duygu.. Kayıp 1 yıl ama ondan da önemli bir kayıp vardı bu yaz benim için; bahsettiğim kayıp bir acı ve mutluluğun birlikteliği ve fikirlerimde ve duygularımdaki bazı -benim açımdan- olumlu değişikliklerdi.. Fark ettim ki bu yaz, kişiliğimde bir kırılma noktasıymış.. Bazı gerçekliklerin farkına varmama, hayatıma doğru (daha doğrusu mantıklı) bakamamama neden olan o tozpembe gözlüğü çıkarmama neden olmuş; başka kışların önüne geçebilmek adına bir vesileymiş. Ama yine de; ne yaşadığıma üzülüyorum geriye bakıp; ne de güzellikleri unutuyorum salt geleceği düşünüp.. İnsanın duygularını kontrol edebilmesi harika bir duyguymuş.. :)
25 Eylül
Bu gece (00:00), hayatımın 23. Sezon Finali! :) 24'e uzanıyorum ve fark ediyorum ki kocaman adam(!) olmuşum, ahahaha :P Oysa daha dün gibiydi ilkokula kayıt oluşum, -dönemin Okul Aile Birliği Başkanı- annemin yanında kayıtta rastladığım ve beğendiğim kızı, cebren ve hile ile(!) benim sınıfıma kaydettirmem! (sanki bi b.k yiyebildim, ahaha 7 yaşındaydık abi :P)... "Yıllar insanın başını döndürüyor, yaş şu kadar yolun yarısı" muhabbeti yapmak istemiyorum ama gerçekten insan bi' tuhaf oluyor üstadım.. ;) Aslında planım, evde 1 şişe şarap, bol miktarda cips-çerez ve film seyretmek olacaktı ama doğum günümü ramazan vurduğu için şarap olayı yalan oldu; onun yerini kola alır sanırım :S ama yine de üzülmeye gerek yok, her halükarda show must go on! :P
Mekanıma döndüğüm için çok mutluyum, manifesto'da da belirttiğim gibi soldansay, hissettiği ve inandığı gibi yazmaya ve varolmaya devam edecektir, herkese yeniden merhaba! :P