28 Mayıs 2007 Pazartesi

20 Mayıs 2007 Pazar

Roger FEDERER vs. Rafael NADAL!

















20 mayıs 2007.. Bugün tenisin (erkeklerde) 1 ve 2 numarası Hamburg'ta karşı karşıya geldiler.. İsviçreli Roger Federer ve İspanyol Rafael Nadal..

Teniste yıllarca, Wimbledon finallerinde Serena - Venüs Williams kardeşleri izlemekten sıkılsam da (her seferinde kupa aynı yere gidio yahu; bu yıl hangisi eve dönünce yemek masasında el-kol hareketi yapacak die düşünmeden edemiyor insan :p), çok uzun yıllar Andrei Agassi'yi izlemek harikaydı, hala da öyle; gerçekten büyük yetenek! Tabi yıllar geçti isimler değişti, yeni yetenekler peyda oldu..

Son zamanlarda oyununu beğendiğim isim Rafael Nadal'dı.. Ve onu R. Federer'den çok daha fazla beğenmemin sebepleri arasında sanırım ondan çok daha fazla mücadeleci olması! Çok koşuyor; bu sayede -bugün de kortta gördük ki- onun bu dinamizmi sayesinde rakip sık sık hataya düşebiliyor. Hatta bugünkü maçta setlerde 1-1'e gelindikten sonra Federer 3. sette 3-0'a ulaştıktan sonra ilk iki setteki disiplinini, zihni direncini koruyabilseydi bence bu maçı alırdı, o kadar dinamik, hırslı ve mücadeleci..


Nadal ve Federer, bugün 'neden orada olduklarını' çok ama çok iyi bir şekilde gösterdiler.. Neredeyse her sayı ayrı bir görsel şölendi! Nefes kesen bu, rus ruletini andıran seyrine doyulmaz maçın sonunda gülen taraf -malesef- Roger FEDERER oldu. Neden maalesef? Çünkü benim favorim Rafael NADAL'dı! Aslında tecrübesiyle bu maçta %51 Federer geçiyordu herkesin içinden, doğrudur ama ne billiim ben onu desteklemiyorum.. Bilmiyorum, belki de Federer, Nadal'dan daha ünlü ve "alışıldık" geliyor.. Sonuçta R. Nadal da toprak kortta tam 81 maçtır yenilmiyordu! Üst üste 81 maç!! Ve bunların 5'ini Federer'e karşı kazanmıştı.. Ama bugün maalesef Federer bu şanssızlığını yendi ve Nadal'ın karşısında 2-6 (N), 6-2 (F) ve 6-0 (F)'lık setlerle maçı kazanan isim oldu. Yine de SOL kolu hiç yorulmayan Roger NADAL'ı kutluyorum, Federer'e kortu dar etti ama son sette çok geriye düştü, maçı kaybetti ve Masters Series Hamburg şampiyonu R. Federer oldu. Son olarak maç boyunca Nadal'ı, taraftarlarını ve tabii beni deli eden Merkez Kort'un o filesinin ta ....! Ohh rahatladım! :p

1 Mayıs 2007 Salı

1 Mayıs! (Halkın Muhtırayı Verdiği Gün!)

Sanayi devrimi ile birlikte üretimde makine ve işçi kullanımı arttı. Kapitalist devrimlerle birlikte üretimde asıl rol işçi sınıfının oldu. Bu yıllarda işçi sınıfı ekonomik, sosyal ve siyasal haklardan mahrum durumdaydı. Günde 14-16 saat çalışıyor ve ancak karnını doyurmaya yetecek kadar bir ücret alıyordu. Seçme ve seçilme hakkından yoksundu. Sendikal birlikler kurmaları yasaklanıyor, gösteri ve eylemlerine izin verilmiyordu. Haftalık ve yıllık izinleri, hastalık ve kaza sigortaları vb. hiçbir hakları yoktu. Kısacası hiçbir insani haktan yararlanamıyorlardı.

Zamanla işçi sınıfı yaşadıklarından öğrendi, öğrendiklerinden dersler çıkardı. Kapitalizmi tanıdı. Makinaları kırmaktan vazgeçip, sendikalar kurmaya başladı. Kadını ve erkeğiyle birlikte, tek bir sınıf gibi davranmaya başladı. İşçiler birlikte davranmaya başlayınca kendilerine olan güvenleri arttı, güçleri arttı. Ekonomik ve siyasi durumlarını iyileştirmek için burjuvaziye karşı mücadele etmeye başladılar.

1 Mayıs ne zaman ortaya çıktı ve anlamı nedir?

İlk 1 Mayıs düşüncesi 1856 yılında Avustralyalı işçilerden ortaya çıktı. Avustralyalı işçiler 8 saatlik işgünü için toplantılar, eğlenceler ve gösteriler düzenlediler.
1866 yılında Uluslararası İşçi Birliği (I. Enternasyonal) dünya işçilerine 8 saatlik işgünü için mücadele çağrısı yaptı. 1886 yılının 1 Mayıs'ında Amerikanın her yerinde işçiler grevler, mitingler ve eylemler düzenlediler. 8 saatlik işgünü talebinde bulundular. Chicago’da 200 bin işçi iş bıraktı. 8 saatlik işgünü için birleştiler. Burjuvazi gösteriyi bomba atarak sabote etmeye çalıştı. Ardından 4 işçi önderini idam etti. Binlerce işçiyi işten attı, yüzlercesini kara listelere aldı.
Uluslararası İşçi Kongresi (II. Enternasyonal) 1889 yılında Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs’ı işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak ilan etti.

Bugün eğer gerçek alın teri döken insanlar gün içerisinde 14-16 saat yerine 8 saat çalışıp, sosyal haklara (seçme-seçilme hakkı, sağlık hakkı, haftalık-yıllık izin hakkı, sigorta hakkı) sahipseler, bunda 1 Mayıs'ın ve bunu yaratan "Bilinçli İşçi Birliği'nin" önemi çok büyüktür..

1 Mayıs ve Provakatör Zihniyet

Maalesef her yıl, 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı, bu birlik ve beraberlik bayramını, insanların haklarını aradığı (daha doğrusu haklarına ulaşmak için seslerini yükselttikleri, az'a tama etmedikleri) bu önemli günü provake etmek isteyen, illegal örgütler, toplumun menfaatini değil bölücülüğü amaçlayan "pislik" insanlar peyda oluyor.. Bunlara karşı hassasiyet gösterilirken bazen polisin ve idari makamların duyarlılığı gerçek 1 Mayıs'çıları kısıtladığını, ayrımın yapılamadığı görülmektedir..

Örneğin bugün (01/05/2007), en son 34 kişinin hayatını kaybettiği 1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı'na inen DİSK bu sene 30 yıl aradan sonra Taksim'de gösteri yapmaya karar verdi.. Ve bugün Taksim'de yukarıda belirttiğim ayrımı yapamayan "bilinçsiz - acemi" polis teşkilatı, önüne kim gelirse gelsin elinde göz yaşartıcı bomba meydana saldırdı! Elinde hortuma benzer bir şeylerle yüzlerce "gaz maskesi takmış" polis, önüne kim gelirse göz yaşartıcı spreyi o insanların (abartmıyorum haberlerde gözlerimle gördüm) tam olarak gözünün içine sıkıyorlardı! Ayrımı yapın! Bilinçlenin artık! En son geçen sene 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde, Beyazıt Meydanı'nda gösteri yapan kadınlara aynı uygulamayı yapan polis uyarılmıştı; çünkü bu uygulamada insanlar kör kalabilirlerdi! Ancak uyarılara kulak asılmadı ve yine aynı hata yapılmaya devam edildi.. Ne diyeyim?!: anlamanız için birilerini kör mü etmeniz lazım anlamadım ki!!!
Unutulmamalıdır ki; Türk halkı ve işçisi bilincini yitirme gibi bir duruma düşmeyecektir! Her zaman hak aranacak ve mutlaka gerçek sahiplerine iade edilecektir; kimsenin pis cebi dolar dolmayacaktır!!