23 Nisan 2007 Pazartesi

faşist olmanın şartları

1- karşındakini dinlemeyeceksin (onun düşüncesinden sana ne)
2- kaba kuvvet kullanmaktan hiçbir zaman kaçınmayacaksın (çünkü beynin yetmediği yerde kuvvet kullanımı meşrudur di mi amaa)
3- bütün solcular kötüdür, rezildir, hepsi öldürülmelidir (vatanını insanını sevmiş sana ne, kes gitsin ibn leri)
.
.
.
.
.
.
.
120- yukarıdaki hususların tümüne uyacaksın (saçma-maçma sana ne! ne diosak o!).

5 Nisan 2007 Perşembe

Zihni Sorunlar!

Bu ülke çok garip bi yer! İnsanları düşünceleri yüzünden birbiriyle kavga etmekten alıkoyulabilse, bazı kişiler o makam senin bu makam benim deyip binlerce ytl kazanma derdine düşmesindense herkes kendi bildiği işi yapsa, kendi iç kavgalarımızı dindirip ekonomimizi ve dünya denen coğrafyadaki yerimizde daha refah içinde yaşayabilsek, kısacası o saçını kes, şu sakalını kes, şu kitabı okuma, bu partiyi tutma, vs. gibi boş cümleler kurulmasa, faşist düşünceleri toprağın altına gömebilsek, bir solcunun bir faşistten daha çok ülkesine ve toplumuna bağlı olabileceği gerçeğini kabullenebilsek, birlik ve dayanışma varken "zihni sorunlar" yaşamasa bazı insanlar(!) bugün toplum olarak çok daha ileride ve "mutlu" olurduk!

Asıl anlaşılması gereken iş şudur! Batı toplumları neden gelişiyor biliyor musunuz? Çünkü onlar bizdeki "hata"ya düşmüyor! Bizdeki anlayış(!) nedir? : "Her şey devletin bekası içindir!".. HAYIR DEĞİLDİR!!! Olması gereken devletin millet, toplum için yaptıklarıdır! Elbette devletin bekası önemlidir ancak "devlet"in neden kurulduğu da unutulmamalıdır! Devletin ilk kuruluş amacı (polis devleti - yunanistan) toplumun güvenliğini sağlamak ve devlet (polis) üyelerinin çıkarını gözetmekti.. Bugünse maalesef toplumumuzda çoğu vatandaşımız "devletimiz varolsun da ...." anlayışı hakimdir.. Oysa "devletimiz varolsun ama bizim de çıkarımız gözetilsin, bıktık artan vergi zamlarından, hayata yapılan devasa zamlardan, şu-bu ülkenin dışlamasından - ya da müttefik görünüp kullanılmaktan, vs." denilmeliydi.. Ama bireyin önemi, daha doğrusu milletin devlet için değil, devletin millet için varolduğu kavranılmalıydı!!

Geçen Zonguldak'ta solcu bir grup "Filistin'e yapılan zulmün durdurulması" için imza kampanyası başlatmış ve stand açmış.. Bir grup fikri yeteneği olmayan, buna sahip olmadığı için de kaba kuvvete başvuran taşkafalı, "PKK'lılar var, koşun millet!", "Elin cepte seyretme!" gibi sloganlar atarak gruba faşist saldırıda bulunmuş.. İşte memleketimin hali!!! Ezilen bir halkın acısına ortak olan sol gruba saldıran, neden saldırdığını bile umursamadan belki de bunu da yapan o "boş" insan grubunu, tv.sinde "ülkücülerden meydan dayağı" başlığıyla veren medyanın varlığı, bu insanlar.. Yazık, çok yazık! Neyin ne olduğunu bilmeden, dogma düşünceler besleyen düşünmekten aciz insanların varlığı bu ülkeye yakışmıyor! Bir düşünün, haksız mıyım?!

4 Nisan 2007 Çarşamba

Death - Crystal Mountain (live)

Bugün çok ama çok sağlam bir Death klibini (parçasını) paylaşmanın sevincindeim; keşke demeyi peq sevmem ama keşke Chuck ölmesiydi de bu "sağlam" yapı, grup dağılmasaydı! [Gerçi grup elemanlarının yeniden birleştiği söyleniyor; pek araştırmadım ama Chuck'tan sonra nasıl olacak bilmiorum.. Bekleyelim ve görelim.. :)]

1 Nisan 2007 Pazar

Nisan 1!!

1 Nisan'ın ortaya çıkışı konusunda çeşitli varsayımlar mevcut. İlk olarak eski Romalıların Hilarya, Hintlilerin ise Huli Festivali'nde görülen şakaların 1564'te Fransa'da yapılan takvim düzenlemesiyle gelenek haline geldiği sanılıyor.
Fransa'da 1564 yılında takvimde yapılan reformla yılbaşı 1 Nisan'dan 1 Ocak'a alındı. Bu arada, 1 Nisanı sene başı olarak kabul etmeye devam edenlerle alay etmek amacıyla yapılan şakalar, bir süre sonra gelenek haline geldi. 1 Nisanı yılbaşı kabul edenlere ise ''Nisan Balığı'' adı verildi.
Fransa'dan sonra diğer ülkelere de geçen bu gelenek, 18. yüzyılda İngiltere ve İskoçya'ya da yayıldı, oradan da Amerika'ya taşındı. Amerikalılar bu günü 28 Aralık'ta kutluyor.

Biraz bilgi egzersizi yaptıktan sonra benim bugüne yorumum ne di mi??! Şinciq o konuda yardırayım biraz: 1 Nisan'ın varlığı önemli; şakaların vasfı (yaratıcı mı, kırıcı mı?), bu şakaları yapanların karşısındakine ne denli duyarlı olduğunun bi' göstergesi bir bakıma.. El şakası, ayak şakası, eşşek şakası gibi şaka türlerinin yanında karşısındakine düştüğü salak durumu unutturacak kadar, onu da gülmekten yaracak kadar sağlam ve etik şakaların varlığı önemli di mi yahu! :)

1 Nisan'da acı olan tek şey, haber programlarının bir gün önceden bangır bangır "Yarın 1 Nisan millet! Aman haa!! Take Care yahu!!" diye çığırtkanlık yapmasıdır.. Ulan madem gülüp eğlenicez bırak da bunu yaşayalım di mi dingil! :) İşte bu yüzden maalesef her sene dileriz ki şaka yapılacaklar listemizdeki insanlar bir gün önceki haber programında trafiğe takılmış olsun! :D Sabahın erken saatinde okunan gazeteyi, dün gece yayınlanan tv haberlerini atlatıp -etik- şaka yapabildiyseniz ne mutlu size!! :) :)