28 Şubat 2007 Çarşamba

who's pınar?

Pınar.. :) Bu güzel insan benim çok sevdiğim 6 yıllık kardeşim, sırdaşım, en sadık dostum ve kaybedilmeyesi önemli bir kişiliktir.. Her şeyi vardır ama bi' türlü "beyaz eşekli prensini" bulamamıştır! :) Kendileri benim gibin 2003 ÖSS'ye el kol hareketi yaparak Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi - Turizm İşletmeciliği bölümünü kazandı ve bu sene son sınıfta diploma savaşı vermektedir.. Umarım bitirir de bu 'öğrencilik' denen illetten bari o kurtulsun sevgili okurlarım.. :F / 2001 yılının bi' sonbahar günü derhanenin kütüphanesinde bir başka dost insan kadir'le ders çalışıcaz die geiik yaparken tanışmıştık onla.. İyi ki tanışmışız yahu; böyle bir dostun herkesin hayatında olması gerekli, insanın zor zamanlarında yanında olan sadık bir dost gibi yoktur öyle dii miiii canım!! :D Gerçekten de yokluğuna "büyük kayıp" diyebileceğim parmak sayısı kadar az insanlardandır.. Öte yandan bu tatlı insanı kim görse arkadaş geiine yakınlaşmaya çalışıp avucunu yaladı her seferinde; benim böle bi yamuq yapmamam bu sağlam dostluğa baya bi' katkı sağladığı düşüncesindeim, ehuehuehue.. :w Bi' önceki yazımda qubie'ye yer ayırmıştım; bugün de pınar vardı soldansay'ın mekanında.. Gündeme ve önemli konulara olduğu kadar göze batan sağlam insanlara dair cümlelere de rastlamanız olasıdır.. :)

27 Şubat 2007 Salı

who's qubie?


Bu gördüüünüz ziqiq benim 3 yılımı yemiş bitirmiş ama Sakarya'da bana en yakın ve en sevdiim adamdır kendileri.. Bi' gün geldi baa dedi "olm lan gel yarın sabaa erkenden kalkalım bi Eskişehir yapalım a.q" , dedim "olm sıyırdın mı la; n'apcas orda?!".. Nese bu ibne insan modeli gine qandırdı beni.. Ama hakikaten hayatımda geçirdiim en güzel günlerden biriydi desem sanırım abartmış olmam.. Çünkü qubie'yle seyahat çok ama çok qomiktir :F La sabah kalktık, yanımıza video qamerayı da alıp çıktık evden, başladıq terminale dooru yürümee.. Terminale gitmeden tren garının orda simit mimit bişiiler aldıq, sonra da terminale gidip ilk Eskişehir otobüsüne binip 3.5-4 saatliq bi yoluculuun ardından Eskişehir'e vardıq.. Gittiimizde qubie'nin arkadasları bizi karşıladı; kötünün iyisi- iyinin kötüsü bi' gün geçirip yine aynı şeqilde nerden geldiimizi unutmayaraq Ada'ya döndüq.. Bundan bi' kaç ay sora bu dingil gine bi' derste (sanırım milletlerarası hukuk dersindeydi) kitaba yazı yazdı.. A.Q. yazdıına bahkın: "la var mısın yarın taşaaana bi Taxim yapalım?!".. Abi Sakarya'dayız yine haa, dingil dio qi bi' günlüüüne gidip gelelim.. Ben önce yok mok desem de bu yine ağına düşürdü beni(!) :f O gün de Taxim'de bayaa eğlendiq ve Gay-e de ordaydı felaket şamata döndü doorusunu söylemeq gereqirse.. Soora yine bi aksam saati döndüq trenle eve.. Bunlar Sakarya'dayken geçirdiim en güzel günler sıralamasında sanırım bayaa bi üst sıralarda yer alacaktır.. Ama şimdi düşünüyoruz da 3 senedir okuyoruz ama bazen kendimizi boş bir levha olarak gördüüümüz günler de oluyor.. Sanki hiçbir şey okumamışız; okul bittiiinde bi' hayatımız olmayacaq.. Way amüniim.. / Aaa sölemeyi unuttum; bu ibne şinciq aşık da oldu bilio musunuz onun için aşq meşq işleri boştu teq amacı müziq eğlence ve tak-tuktu :F..ama yıllar soora sevgili pek muhterem epruu dostumuza abayı yaqtı qendileri :) Hoş oldu, ii oldu, adam oldu :)) Nese galiba ibnenin baya bi kirli çamaşırını döqtüm ortalıııa ebru benden daa fazla bilgi istemeden bu entry'i bitirmenin wakti geldi sanırım :F Çaw dostlarım.. :D


(deepnote: yazım türü biraz farklı oldu kusura bakmayın; bu ziqiqle böle yazışırız da diğer entry'lerden bi farkı olsun istedim :w)

25 Şubat 2007 Pazar

özgürlüğün ülkesi

Hayat Charlie Chaplin filmleri gibi.. Hareketli ama ne rengi var ne de sohbetine doyulan insan sesi.. Komik ve boş! Bazen keşke boş bir ömür yaşayacağımıza, kelebek misali özgür ve dopdolu tek bir gün yaşayabilseydik.. Özgür değil miyiz? Hayır, değiliz! Özgürlük illa dört duvar arasında olmamak, demir parmaklıklar ardında olmamak ya da bir savaş esiri olmamak değildir! Devletler için de bireyler için de en büyük özgürlük, en büyük kazanım ve refah, "ekonomik özgürlük"tür! Çoğu zaman elde edemediklerimize hayıflanırız, bu yüzden de elimizdekilerin değeri de düşer zihnimizde.. Zengin bir babanın boş gezen oğlu olmaktansa; köylü bir babanın üreten oğlu olmaktır idealist insanın seçeceği yol.. Ancak dünyayı her geçen gün biraz daha etkisi altına alan, savaşların sebebi, milyon insanın ölüm nedeni "kapitalizm" gerçeği insanın olmak istediği pek çok şeyi sekteye uğratmakta ve eşitsizliğin mimarı olmaktadır! Peki bu anlattıklarımın entry'nin başlığı ile alakası nedir? Şudur: Özgürlüğün Ülkesi yoktur, bir ütopya değil özlenen bir şeydir; özgür düşüncenin ve ekonomik refahın olduğu yegane yerdir! Gerçeklik, devrimdir! Silahla değil diplomatik sopayla adam olan toplumdadır! İçten içe meydana gelen, kimsenin canını yakmadan, bilinçle olan şeydir! Özlediğim şey, "Özgürlüğün Ülkesi"dir!!